Ünal Aysal’a…

Ünal Aysal denilen kötü kadının çıkardığı istinasnasız Türkiye’nin som zamanlarda gördüğü gözde gavatlardan birisi olan adam, kendi taraftarına yaranmak için her fırsatta adını kullandığı kulübümüze sataşmaya yine devam etti.

Neymiş efendim, “Fenerbahçe taraftarları spor ahlakından yoksunlarmış”..

Be anası kötü, sizin taraftarlarınız değil mi geçen sene bizimde gittiğimiz arena deplasmanında Volkan’ın kafasına 100′lük rakı şişesini fırlatan; ama doğru sizde haklısınız yeni rakı yerliydi değil mi, yabancı madde statüsünde değildi.

Sonra 5 sene önceye gidelim.

100. yılımızda Şampiyonluğu İzmir’de Trabzonsporla 2-2 berabere kalarak kazanmışız. bir hafta sonra Size deplasmana gelmişiz ama büyük ahlaklı taraftar grubu uA köpekleri maçın başından sonuna kadar ellerindeki pet suları futbolcularımızın kafalarına yağdırdılar. Hemde kuraklığın en yoğun olduğu sene değil miydi o sene ?

Hani nerde kaldı sosyal sorumluluk… Türkiye çöl olacak, içmeye su bulamayacağız. adamlar suları bize yağdırıyorlar…

Söylenecek çok şey var, sussak gönül razı değil… Konuşsak bu sayfanın yöneticisi olduğum halde kendimi engellemek zorunda kalırım aslında…

Durum vahim…

Anlayan anladı benim söylemek istediklerimi… Maçtan önce Kadıköy’de “Nazlı’nın Yerinde” omuz omuza söylediğimiz gibi;

“Cimbombom nerden çıktı kuranın anasını, Cimbombomu tutanın si****m anasını!”

Sevgiler, Saygılar…

“SEN KİMSİN” FİLMİ İZMİR GALASI EGE ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI YARARINA DÜZENLENDİ

Tolga Çevik’in “SEN KİMSİN” filmi ile seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Filmin İzmir Galası, BKM Ege Bölge Temsilcisi Devajans Bütünleşik Pazarlama İletişimi Tarafından 04 Mart Pazar günü İzmir Sineması’nda gerçekleştirildi.

Tolga Çevik’in hikâyesini yazdığı ve başrolünü oynadığı BKM Film yapımı ‘Sen Kimsin ?’ İzmir’de de kahkahalar eşliğinde izlendi.

EÇEV yararına gerçekleştirilen galada, başta Tolga Çevik olmak üzere; Köksal Engür, Pelin Körmükçü ve Toprak Sergen izleyicilerin yoğun ilgisi ile karşılaştı. İzmirli hayranları başta Tolga Çevik olmak üzere filmin başrol oyuncuları ile imza alıp fotoğraf çektirmek için birbirileri ile yarıştı. Sinema salonuna girmeden önce Kordon’da poz veren oyuncular, filmlerini de İzmirliler ile birlikte bir kez daha izlediler.

Filmden önce gerçekleşen ödül töreninde EÇEV Başkanı Berrin Ertürk dernekleri yararına düzenlenen gösterime katkılarından dolayı “Sen Kimsin” ekibine teşekkür belgesi verdi.  Tolga Çevik, Pelin Körmükçü, Köksal Engür ve Toprak Sergen, kısa süren İzmir turnelerini Deniz Restaurant’ta yedikleri yemek ile noktaladılar.

Filmin Konusu:

Tekin (Tolga Çevik) ve emekli trafik polisi yardımcısı İsmail abi (Köksal Engür), kaybolan bir kızı bulmak için, hayatları pahasına her türlü tehlikeyi göze alır. Sıradan bir kayıp kız vakasının peşinde başlayan hikaye hesaplaşmaların, oyun içinde oyunların geliştiği bir maceraya dönüşür. Kim masum kim suçlu birbirine karışır. Hafiyelerimizin tek bir hatası vardır, o da kendi yöntemlerini kullanmak!

Ayıba Ayıpla Karşılık Vermek…


Dün Gece Twitterda bir anda ortalık savaş alanına döndü.

Fenerbahçemiz taraftarı olan bir kendini bilmezin başlattığı #buseTerimKADIKÖYegelsinAtesimiziAlsınhastagi ile tabiri caizse çarşı Pazar karıştı. Olaylara müdahil olmak istemediğimden birazcık inceleyip sonuca varayım dedim. Ortalığın karışmasına sebep olan ise Fatih Terim’in küçük kızı Buse Terim’in 0-4 biten Sivasspor-Galatasaray maçından sonra “Fenerbahçeyi Ateş Bastı” yazarak fitili alevlendirmesi olmuş.

Bizimkilerde gemileri yakarak ne ana avrat sövmedikleri kalmış nede etmedikleri laf.

Galatasaraylı yada başka takımın taraftarları da ahlak zabıtası kesilerek sizin ananız bacınız yokmu demeye başlamışlar. Tasvip etmediğimizi her Fenerbahçeli gibi bende söylüyorum.#buseTerimKADIKÖYegelsinAtesimiziAlsın hastagini trent topicde tutmayı başaranların yazılarını geriye dönük olarak incelediğimde neredeyse Galatasaray ve diğer takım taraftarlarının sürekli bu yazıyı yazarak TT’de tuttuğunu gördük. Yani yangını körükleyenler her zaman olduğu gibi yine kendileriydi.

Biz gerçek Fenerbahçeliler olarak bunu onaylamadık, onaylamayızda söz konusu olamaz. Futbol sahada kalmalı. İnsanların aileleri ve özellikle zayıf yönlerinden vurularak oynanan bir oyun olmamalı.

Fakat bize adamlıktan, ahlaktan ve edepten bahseden Galatasaraylıların geçen sene Volkanın Eşi, eski Belçika Güzeli Zeynep için yazdıkları bu pankartı da affınıza sığınarak paylaşmak istiyorum.

İlaç ve Eczacılık Sektörü’nün Buluşma Noktası Eczacılık Fuarı

Her sene artan başarı grafiği, kamuoyundan ve sağlık profesyonellerinden aldığı olumlu görüşler ile güçlenerek, sektörün marka fuarı haline gelen UEF , 2011 yılının “Dünya Kimya Yılı” ilan edilmesinin getirdiği sorumlulukla sektörü yurtdışında da temsil edecek ve katılımcılara ev sahipliği yapacak. Globalleşen dünya piyasalarında, uluslar arası pazardaki payını arttıran sektör, milli ekonomiye olan katkısını da arttırmaya devam edecek, ilgili resmi makamların yüksek katma değer taşıyan ürünlere vermiş olduğu destek ile girişimcilerimizin motivasyonunu arttıracak, teşvik ile sektör canlılığı artacak, kazanan ülkemiz olacak.

Sektörün marka ismi olan, ara vermeden 10 yıldır yoluna devam eden Ulusal Eczacılık Fuarı sektörün ilgili resmi kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, sektör medyası ve ticari firmaları tarafından destekleniyor.

T.C. Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü, T.C Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, T.C. Dış Ticaret Müsteşarlığı, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Birliği başta olmak üzere, sektörün resmi düzenlemelerini yapan, kuruluşlar tarafından, sektör çalışanlarının en geniş tabanlı sivil toplum kuruluşlarından olan Marmara Eczane Teknisyenleri Federasyonu koordinasyonu ile, ve sektörün sesi olan, sektör hakkında en güncel, tarafsız bilgileri aktaran Eczacının Sesi ,Eczacı Dergisi, Farmagazin, Pharmaceutical Business Review, Fitomed, Hastane – Doktor, Pharma & Life, İletişim Magazin Gazetecilik, Medikal Teknik sektör medyası tarafından aldığı güçle sektörün en geniş tabanlı, interaktif buluşma noktası olarak kapılarını açacak.

İstanbul’un Kalbinde, şehir merkezinde bulunmanın avantajını sunan, uluslararası 5 ve 4 yıldızlı otellerle yürüme mesafesindeki, misafirlerine rakipsiz bir konfor ve esneklik sağlayan yenilenen yüzü, ileri teknoloji ile yönetilen modern yapısı, otopark hizmetleri ve ulaşım kolaylığı ile Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Saray’ı Eczacılık Sektörü’nün en geniş tabanlı katılımına ev sahipliği yapacak.

Uluslararası piyasalarda eczacılık sektörünün altın yılı olacak, fuar bu yıl daha da yoğun, daha verimli, daha da yararlı geçecek. Eğitim Programı ve gerçekleştirilecek etkinlikler ile birbirinden önemli bilgiler yurt içi ve yurt dışından gelen uzmanlar tarafından aktarılacak. Etik ve bilimsel değerlere bağlı kalarak, katılımcıların firmalarını, hizmetlerini, ürünlerini ve son teknolojilerini ziyaretçilere aktarmasına fırsat sunarken, ziyaretçiler de UEF’nın ziyaretçileri de sektörün en son gelişmelerini, hizmet ve ürünlerini tanıma şansını yakalayacak, ihtiyaç duyacakları bilgilere de Eğitim Programında yer alan söyleşi ve konferanslardan elde edecek.

İlaç ve Eczacılık sektörünün bu özel yılında profesyonel sağlık çalışanlarının, yurt dışı temsilcilerinin ve firma temsilcilerinin yoğun talep göstereceği, 10 senedir başarıyla gerçekleştirilmekte olan Ulusal Eczacılık Fuarı’nda siz de yerinizi alın.

DÜNYA KİMYA YILIN’DA 10. ECZACILIK FUARI’NA DAVETLİSİNİZ.

ARKADAŞIM “KOMEDİ DÜKKANI”NI EKRANDA BİTİRDİ! ŞİMDİ VEDA TURNESİNDE:

“ ARKADAŞIM HOŞÇAKAL! ”

Yayınlandığı günden bu yana yaklaşık 150’nin üzerinde karakteri, gizemli bir yönetmenin direktifleri doğrultusunda, tiyatro sahnesinde, biletli seyircilerin karşısında doğaçlama olarak sahneleyen Tolga Çevik, “Komedi Dükkanı”nın ekran macerasına geçtiğimiz günlerde son verdi…

Seyirciyi merak içinde bırakan bir mekanda, ilk kez tiyatro sahnesi dışında ve tüm ekibi farklı birer karakter ile izlediğimiz final bölümü ile KOMEDİ DÜKKANI kepenk indirdi!

DEĞME POLİSİYEYE TAŞ ÇIKARTAN FİNAL!

Astronottan Kovboya, Doktordan Pamuk Prensese, Rapunzel’den Zorro’ya, Shrek’ten Pinokyo’ya büründüğü tiplemeleriyle ekranda kahkaha tufanı estiren “Arkadaşım” geçmiş bölümlere selam çakan bölümü ile sona erdi.

Tolga Çevik’in “Arkadaşım” karakteri, “Gizemli Yönetmen” ve “Minik Müzisyen” ile seyircilerine sürprizlerle dolu bir veda gerçekleştirdi. Geçmiş bölümlere pas atılan tüm sahneler, nerede olduğu belirsiz metruk bir binada gerçekleşti. Perişan halde gördüğümüz Arkadaşım’ın karşısında yine tüm ekip ve o gizemli ses vardı! Ancak ekip, hiç bugüne kadar göründüğü hallerinde değildi. Herkes sanki başka bir karaktere bürünmüştü. Üstelik, şiddet vardı! Ve finalinde önce bir silah gördük, sonra da Arkadaşım’ı ıssız bir sahilde bıraktık!

Tolga Çevik, finalin ne anlama geldiğini, Arkadaşım’ın maceralarının devam edip etmeyeceğini henüz söylemiyor ama Komedi Dükkanı’nın kesin olarak bittiğini belirtiyor.

4 yıldır hem ekranda hem de çeşitli organizasyonlar ile sahne üzerinde devam eden gösteri, şimdi “ARKADAŞIM HOŞÇAKAL” turnesinde…

2008 yılından beri Maximum Kart ile ekrandaki tiplemelerini reklamlara da taşıyan Komedi Dükkanı, “ARKADAŞIM HOŞÇAKAL” turnesini de, BKM’nin organizasyonu Maximum Kart’ın katkıları ile gerçekleştiriyor.

Turnenin ilk gösterisi, 6 Temmuz Çarşamba akşamı Turkcell Kuruçeşme Arena’da… İşte ekibin yaz programı:

Tarih Mekan İl Saat

6 Temmuz Turkcell Kuruçeşme Arena İstanbul 21:00

12 Temmuz Denizli Açıkhava Tiyatrosu Denizli 21:00

13 Temmuz Antalya Konyaaltı Açıkhava Antalya 21:00

14 Temmuz İzmir Açıkhava Sahnesi İzmir 21:00

17 Temmuz Çeşme Açıkhava Tiyatrosu Çeşme 21:00

18 Temmuz Bodrum Kalesi Muğla 21:00

19 Temmuz Bursa Açıkhava Tiyatrosu Bursa 21:00

20 Temmuz Altınoluk Amfi Tiyatrosu Balıkesir 21:00

KAÇIRANLAR VE YENİDEN İZLEMEK İSTEYENLER İÇİN TANGO FEELING TEKRAR TÜRKİYE’ DE!!!

Kış sezonunda BKM Organizasyonuyla, Türkiye’ye kısa bir turne gerçekleştiren ve tadı sanatseverlerin damağında kalan, Estampas Portenas’ın gösterisi “TANGO FELLING” yeniden Türk izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

Bugüne kadar Avrupa,  Asya, Güney Afrika, Arjantin ve Amerika’da seyirciyle buluşan muhteşem gösteri 19 Temmuz’da önce Boğaz’ı kasıp kavurmak için Turkcell Kuruçeşme Arena Sahnesi’nde olacak. Dünyanın ve Türkiye’nin starlarını ağırlayan mekan,  ilk kez bir Tango gösterisine ev sahipliği yapacak .

Tango Feeling, tangonun ateşini ve tutkusunu birbirinden şık kostümleri ve ruhlara işleyen müzikleri ile 19 Temmuz Salı akşamı dans tutkunlarına sunacak.

Ekip İstanbul showlarının ardından Antalya, İzmir ve Bodrum’da da gösteri yapacak!

GÖSTERİ TARİHLERİ:

22 TEMMUZ             İZMİR                        FUAR ATATÜRK AÇIKHAVA

24 TEMMUZ             BODRUM                 BODRUM KALE

Carolina Soler Hakkında:

Kurucusu ve Sanat Yönetmeni

Peru’nun Lima yöresinde doğan ve büyüyen Carolina, 6 yaşında Lima Belediye’sinin bale okuluna gitti. 1972 yılında Choreartium Association Ballet’e girdi ve burada solo dansçı ve baş balerin olarak bir çok gösteride yer aldı. 1978 yılında Teatro Colon’a katıldı ve burada baş balerin olarak tüm klasik repertuarlarda seyircinin alkışını kazandı.  Tangoya olan ilgisi 1996 yılında Raul Garello ile Estampas Portenas’ın kuruluşu sırasında dans ederken ortaya çıktı.  Kuruluşun, baş dansçısı, sanat yönetmeni ve koreografı olarak dünyanın bir çok ülkesinde gösteri yaptı.  1995 yılında Carolina Soler, Adan Buenos Aires Ödülü aldı.

Google+ Markalar için Gelecek

Google sosyal ağ açılımından iyi geri dönüşler aldıkça sistematik olarak yeni planlarını devreye alıyor. Markaların ya da işletmelerin Google+‘ı kullanmak istediğini gören arama motoru devi, beklendiği gibi kişisel profillerin dışına çıkmaya hazırlanıyor ve sanırım yeni bir fitil ateşleniyor.Google+’ta oluşturulan marka/işletme sayfalarını şimdilik kapatılıyor ve işletme sayfası oluşturmak isteyenler ön kayıt sırasına yönlendiriliyor. Bu konuda bir bildiri yayınlayan Google+ ekibinden Christian Oestlien (evet, bir Google çalışanının profiline bağlantı verebiliyorum!), Google+ Sayfaları’nın önemli markalarla açılış yapacağını paylaşıyor. Videoyu yazının devamında izleyebilirsiniz.

MÖ: Markalardan Önce

Markalar Google’a girmeden önce Google’ın Facebook’a rakip olması mümkün değil. Çünkü Google adı altında altında sosyalleşmek mevcut kullanıcılar için kulağa pek hoş gelmiyor. (Bu noktada Google Wave ve Google Buzz’ı aklınıza getirebilirsiniz.)

Bir kullanıcının değişiyle;

Google+, mühendislerin sosyal insanları düzene sokma gayreti.

Google hesapları ya iş odaklı profesyonel internet kullanıcılara ait ya da webmasterlara. Google’ın bu kullanıcılar ile yeni kullanıcılar kazanması solucan ile balina avına çıkmak gibi anlamsız..

MS: Markalardan Sonra

Google+’ta taşların yerine oturması markalardan sonra olacak. Harika bir arayüze sahip Google+;  her gün defalarca kullandığımız bir arama motoru, Youtube gibi interaktif bir video portalı, markalar, işletmeler ve tabii ki ünlüler ile devreye girdiğinde aradığını bulmaya başlayacak.

Elbette ki sosyal ağ müdavimi amatör internet kullanıcılarının damla etkisiyle çoğalması biraz zaman alacak. Ancak Google’ın bu süreci sabırla karşılaması gerekiyor. Çünkü Google’ın bu kullanıcılara sunmak istediği çok önemli hizmetler var. Konum tabanlı Latitude (Google Rehber mekanlarında check-in yapabiliyorsunuz) ve yerel reklamcılığa giden Google Offers bunlardan en önemlileri.

Facebook’la Kapışma

Bir yıl önce temeli atılan yatırımların meyvesi alınmak istendiğinde ise ikinci önemli fitil ateşlenmiş olacak. Oyun ve uygulama tarafında sadece Google mühendislerinin HTML5 ile yapabileceklerini düşünmek bile heyecan verici. Kullanıcıların profesyonel oyun ve uygulamalara rağbet göstermemesi ise hiç inandırıcı bir fikir değil.

Google+ genele açıldığında işin boyutunu daha iyi tahlil edebileceğiz ancak Google+’ın ilk izlenimi gayet olumlu oldu ve bundan sonra ağır ağır Facebook’un tehdit edildiğini göreceğiz.

Kaynak: www.webrazzi.com

Türkiye’nin Büyük Şirketlerinin İnternet Satın Almaları Yapmasının Zamanı Geldi !

İnternet sektörünün merkezi olarak kabul ettiğimiz Amerika’ya baktığımızda önemli satın almaları gerçekleştiren büyük şirketlerin olduğunu görüyoruz. Hızlıca düşünecek olursak Google, Microsoft, Yahoo!, AOL, News Corporation gibi şirketler hemen aklımıza gelecektir.

Ayrıca elbette internet sektöründe saymış olduğumuz şirketler kadar olmasa da satın alma yapan şirketler de bulunuyor. Facebook, Twitter, Foursquare gibi şirketler bu kapsamda düşünülebilirler.

İnternet sektörünün canlanmasının yanı sıra, girişimci ekosisteminin desteklenmesini de sağlayan bu tür satın almalar, elbette şirketler için de bir kaldıraç etkisi yaratıyor ve fırsat adaptasyonunu hızlandırıyor.

Peki, Türkiye’de durum nedir? Bizim pazarımızda satın alma stratejisini benimsemiş şirketler var mı?

Geçmişten günümüze Türkiye internet pazarındaki gelişmeleri düşünecek olursak, bugüne kadar satın alma yapmış şirketler olarak aklımıza sadece birkaç tanesi geliyor. Bunlar; çeşitli Doğan Grubu şirketleri, Nokta A.Ş., iLab Ventures, Türk Telekom, MyNet olarak listelenebilir. Bir de en son Fizy hareketiyle Turkcell’i bu gruba dahil edebiliriz…

Gördüğünüz gibi, ciddi bir büyüme ivmesine sahip olan Türkiye internet pazarında olması gerekenin çok altında şirket bu alanda satın alma yoluyla büyümeyi tercih ediyor ve bu alana ilgi duyuyor. Hatta yukarıda saydığım şirketlerin bir bölümünün sadece “geçmişte” dikkat çeken bir ya da birden fazla satın alma yaptığını ve son dönemlerde hiç bu tür yatırımlara girmediğini düşünecek olursanız, Türkiye’de malesef bu stratejiyi benimsemiş ve girişimciler için de çıkış stratejisi olarak düşünülebilecek bir pozisyonun söz konusu olmadığını kabul edebilirsiniz.

Ya şirket vizyonu yok ya yönetim kadroları problemli… ya da hepsi!

Aslında internet sektöründen satın alma yapması gerektiğini düşündüğüm hatta zamanında kesinlikle bu tür stratejileri uygulayacağını düşündüğüm birçok şirket bulunuyordu. Neden hiçbirisi bugüne kadar bu yönde bir adım atmadı ya da adım atanlar bu girişimlerini sonuçlandıramadılar derseniz cevaplarını şöyle açıklayabilirim…

Bugüne kadar bu alanda satın alma yapmamış, ya da yapmaya niyetlenmiş ama sonuçlandıramamış olan şirketlerdeki temel sorun yönetim kadrolarındaki problemlerden kaynaklanıyor. Bu şirketlerin yönetim kadroları ya bu tür satın almalara sıcak bakmıyorlar, ya da sıcak baksalar bile vizyon ve bilgi sahibi olmadıkları için görüşme sürecinde kabul edilemez teklif ve taleplerde bulunarak görüşmelerin rafa kalkmasına sebep oluyorlar.

Büyük şirketlere dost tavsiyesi: İnternete yatırım yapmalısınız!

2011 yılının ikinci yarısına girmişken sektörün nasıl büyük bir hızla gelişimini sürdürdüğünü herhalde Webrazzi’yi takip eden sizlere tekrar anlatmam gerekmiyordur. Ama galiba bu sektörün fırsatlarından faydalanmayı stratejilerine dahil etmemiş, bu alandaki “fırsat maliyetini” kavrayamadığı için satın alma maliyetlerini mantıklı görmeyen şirketlere sözünü ettiğim büyümeyi ve paradigma değişikliğini tekrar anlatmam gerekiyor.

İnternet artık o eski internet değil!

Türkiye internet pazarı içinde bulunduğumuz dönemde hem yabancı yatırım şirketlerinin gözdesi konumunda hem de sahip olduğu popülasyon bir yana büyüyen dijital ekonomisi ile birçok global internet şirketinin radarına girmiş durumda. Bu şirketlerin büyük bölümü bu sene ve önümüzdeki senelerde Türkiye pazarına girmiş ve operasyonlarını başlatmış olacaklar. Bazıları çoktan yerlerini aldılar ve saflarını sıklaştırmaya başladılar bile…

Hızlıca hepinizin aklına gelecek birkaç örnek verelim: Naspers, eBay, Otto Group vs…

İnternet ekonomisinin en büyük pay sahipleri reklam ve e-ticaret Türkiye internet pazarında son dönemlerin en dikkat çeken büyümesini gösteriyor ve önümüzdeki yıllarda Avrupa’nın önemli pazarları arasında Türkiye de kesinlikle çok daha üst sıralarda yer alıyor olacak.

Türkiye’de 35 milyona yakın internet kullanıcısı bulunuyor ve internet kullanımı artık sadece belirli kesimlerin değil, genel kitlenin de yaşantısına entegre olmuş durumda. Hemen her konuda bulabileceğiniz online videolar, karar vermeyi etkileyen ürün/hizmet yorumları, iletişimin temel kanalı sosyal ağlar, her konunun ilk kaynağı sosyal medya, televizyon ve gazeteden online’a kayan haberler, oyun başta olmak üzere birçok ilgi alanına yönelik eğlence servisleri, her tür online alışveriş sitesi ve elbette mobil internet Türkiye internetinin genç ve yoğun popülasyonunun olmazsa olmazları olarak listelenebilir. Türkiye’nin Avrupa’nın internette en çok zaman geçiren 3. ülkesi, Avrupa’da kişi başına en çok video izleme oranına sahip 2. ülkesi ve yine Avrupa’nın en çok sayfa görüntüleyen ülkesi ünvanlarına sahip olduğunu da tekrar hatırlatayım.

Durum böyleyken katma değeri yüksek, inovasyona fazlasıyla açık bu pazarda büyük şirketlerin yer almaları gerekiyor. Ama bunu kendi kaynaklarıyla, şirket içinde yapmalarının mümkün olmadığını geçmişten günümüze onlarca girişimde gördük.

Bu sebeple sözü fazla uzatmadan büyük şirketleri şu dönemde Türkiye internet pazarında kendi stratejilerine uygun satın almalar ve yatırımlar yapmaya davet ediyorum. Zaten bazı büyük şirketlerin arayışları olduğu konusunda bilgi sahibiyiz ama olmayanların da gecikmeden planlarını yapmalarını ve sektöre karşı biraz kulak kabartmalarını tavsiye ediyorum.

Tavsiyemi göz önüne almayan şirketler olabilir ya da karar vermeleri zaman alacağı için harekete geçemeyebilirler. Aslında bu da sektör için iyi bir durum yaratır. Çünkü global şirketler ve yatırımcılar pazardaki yerlerini aldıklarında, bu sefer pastanın değeri artmış olacak ve pay almak için daha büyük bir rekabet baş gösterecek. Elbette yine kazanan sektör olacak…

Kaynak: http://www.webrazzi.com/

İşyerine Ait Bilgisayar, İnternet Ve Telefon Kullanımında İşverenin Denetim Hakkı Ve Sınırı

Günümüzde gelişen haberleşme araçları ve bilgisayar teknolojisi sayesinde daha etkin iş takibi yapılabilmektedir. Ancak bu gelişmeye paralel olarak, işçi ve işveren arasında haberleşme ve telekomünikasyon araçlarının kullanımı konusunda birçok farklı ihtilafın çıktığı görülmektedir.

İşveren; yönetim hakkı kapsamında işyeri düzenini korumak, işçi de bunun karşılığında sadakat yükümlülüğü çerçevesinde işini özenle yapmakla mükelleftir. Bu çerçeveden bakıldığında işveren işçisinin makul nedenler dışında iş ile ilgili olmayan konularda vakit geçirmemesini isteme hakkına sahiptir. Ancak bu konudaki bazı işveren uygulamalarının, işçinin özel hayatına müdahale, haberleşme hürriyetini ihlale kadar vardığı görülmektedir.

Bu yazımızda işverenlerin işyerinde bilgisayar, internet ve telefon kullanıma dair aldığı önlem ve uygulamaların hukuki sonuçlarını mevcut düzenlemeler çerçevesinde değerlendirmeye çalışacağız.

I-   İŞYERİNDE BİLGİSAYAR, İNTERNET ve TELEFON KULLANIMI
İşçi, sadakat borcunun bir parçası olarak, mesai saatleri dahilinde iş ilişkisi kapsamında yükümlendiği işi yapmalı, haklı ve meşru nedenler olmadıkça mesaisini iş dışındaki konulara harcamamalıdır. Bu nedenledir ki; işveren işçisinden işyerindeki bilgisayar, internet ve telefonu özel amaçlar kapsamında kullanmasını isteyebilir, bu konuda çeşitli kurallar koyabilir.

İşçiye tahsis edilen e-posta, şifre vb tüm uygulamaların özenli bir şekilde kullanılması, iş dışındaki amaçlarla kullanılmaması, işvereni zor durumda bırakacak fiil ve davranışlardan kaçınılması pek tabii işveren tarafından talep edilebilir.

Uygulamada bir çok işyerinde; bilgisayar, telefon ve internet kullanımına dair yazılı düzenleme (personel yönetmeliği, talimat vb) bulunmadığı görülmektedir. İşyerinde bu yönde sorunlar yaşandığında, düzenleme yapılması ihtiyacı gündeme gelmekte, kimi zaman da işçinin iş sözleşmesinin doğrudan doğruya feshi yoluna gidilmektedir.

Şunu önemle ifade etmek isteriz ki, işverenlerin bilgisayar, telefon ve internet kullanımına dair işyeri düzenlemeleri yapmaları yaşanacak sorunların bertarafı konusunda son derece faydalı olacaktır. Eğer işyerinde bu konuda bir düzenleme yok ise, özel amaçlı kullanımın tespiti halinde işveren  öncelikle işçiyi ihtar etmelidir. İhtara rağmen işçi benzer davranışlarını sürdürürse bu durumda işverenin işçinin iş sözleşmesini geçerli nedenle fesih hakkı doğar. İşçinin fiili ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı ise (pornografik vb. sitelere girmek gibi) işveren iş sözleşmesini haklı nedenle derhal sonlandırabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 17.03.2008 tarih ve 2007/27583 Esas ve 2008/5294 Karar sayılı kararında işyerinde “özel amaçlar dahilinde internet kullanımı ve sonuçları” hususunda şu  ifadelere yer vermiştir:
“İşverenin açıkça veya örtülü izni olmaksızın işyerinde internetin özel amaçlı olarak kullanımı yasaktır. Bir başka anlatımla, örtülü veya iş sözleşmesi ile açıkça internetin özel olarak kullanabileceğine dair izin yoksa işçi işyerinde özel amaçlı olarak internet kullanamaz. Ancak bu yasak istisnaen acil durumlarda ve işine ilişkin sebeplerden dolayı meşru bir şekilde delinebilir. Özel amaçlı kullanım izni verilmiş olsa dahi, işçi internet ya da e-mail komünikasyon sisteminin sınırsız kullanımına mezun değildir. İşçiye interneti özel amaçlı kullanımı sadece açık irade beyanı ile verilmesi şart değildir. Bu yönde izin örtülü olarak da verilebilir. İşyerinde en az altı ay boyunca işveren tarafından özel amaçlı kullanımın fark edilmesine rağmen ses çıkarılmamış olması, örtülü izin olarak değerlendirilmelidir. Ancak bu surette işçinin, işverenin gelecekte de ses çıkarmayacağına dair haklı güveninden bahsedilebilir. Keza, işverenin dinlenme odasında internet bağlantısı olan bilgisayarları işçilerin kullanımına tahsis etmesi de örtülü izin olarak görülmelidir. İşçinin, işverenin açıkça yasaklamasına rağmen interneti özel amaçlı kullanmasında önceden ihtara gerek olmaksızın iş sözleşmesi feshedilebileceği gibi; işçinin pornografik resimleri videoları işletmenin veri taşıyıcısına indirmesi ve yüklemesi halinde ihtara gerek yoktur. Zira internetin her kullanımı bilgisayarda bir iz bırakır ve uzman üçüncü kişiler hangi internet bağlantısından hangi sayfalara girildiğini rahatlıkla tespit edebilirler. Bu suretle işverenin kamuoyu nezdindeki şöhreti önemli ölçüde zarar görebilir.Acil durumlarda ve işine ilişkin sebepler gibi meşru bir neden yoksa işçinin mesai saatleri içinde özel telefon görüşmesi yapması geçerli fesih nedeni kabul edilebilir. Özel telefon görüşmesi nedeni ile iş sözleşmesinin feshi için bu konudaki yasağın daha önce işçiye bildirilmiş olması veya önceden ihtar verilmesi şarttır.”
Yukarıda belirtilen Yargıtay kararında da açık olarak ifade edildiği üzere, işverenin özel amaçlarla bilgisayar, internet ve telefon kullanımına dair rızasının bulunması halinde, bu durumda işçinin söz konusu rızaya güvenerek hareket etmesi son derece doğaldır. Buna karşın işverenin bu konuda bir düzenleme yapmasına rağmen, işçi özel amaçlarla internet veya telefon kullanımı yapıyorsa, bu durumda işçinin fiili geçerli bir fesih sebebi olarak değerlendirilecektir. İşçiye konu hakkında uyarı verilmesine rağmen, işçinin bu tarz davranışlarını sürdürmesi halinde ise yine bir geçerli fesih nedeni söz konusu olabilecektir. Ahlaka aykırı fiillerin (pornografik siteye girilmesi vb) varlığı halinde ise işverenin iş sözleşmesini tazminatsız ve derhal sonlandırma hakkı bulunmaktadır.

II-    İŞVERENİN DENETİM HAKKI
İşverenin iş düzeninin sağlanması konusunda denetim hakkının bulunduğu şüphesizdir. Ancak bu denetimin nasıl yapılacağı, hangi usulün izleneceği son derece önemlidir. İşverenin denetim hakkına dair sınır “özel hayata müdahale” “haberleşme hürriyetini ihlal” ve “kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi” olarak özetlenebilir.

İşverenin, işçinin kullanmakta olduğu bilgisayarda yapacağı denetimlerde, işçinin de hazır bulunması yerinde olacaktır. Ayrıca denetime ilişkin tutanak vb. belge tutulması halinde işçinin de beyan/savunmasının alınması gerektiği kanaatindeyiz. Bu şekilde yapılacak bir denetim hem objektif temellere dayanacak ve hem de işçiye savunma hakkı verecektir.

Bu konuda tartışılabilecek diğer bir husus ise işçilerin işyeri telefonundan yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alıp alınamayacağıdır. Müşteri hizmetleri (call center) kapsamında işlem güvenliğini gerektiren telefon görüşmelerinin ilgilinin rızasına istinaden kayda alınması hususunu niteliği gereği aşağıdaki açıklamalarımızdan ayrık tuttuğumuzu belirtmek isterim.

Türk Hukuku’nda işverenin işçisinin telefon görüşmeleri üzerindeki gözetim ve denetim yetkisini konu alan ve açıkça bu hususları düzenleyen bir yasa henüz mevcut değildir. Bu nedenle ancak genel düzenlemeler çerçevesinde bir sonuca varılabilmektedir. Genel yasal düzenlemeler çerçevesinde telefon görüşmelerinin kaydı ve/veya dinlenmesi Ceza Muhakemesi Kanunu 135. maddesi uyarınca ancak belirli şartların varlığı halinde Cumhuriyet Savcısının talebi ile Hakim kararıyla yapılabilmektedir. Ayrıca ilgili maddede bunun haricinde hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça görüleceği üzere, işverenlerin telekomünikasyon yoluyla işçilerinin iletişimini dinlemeleri ve kayda almaları mümkün değildir. Aksine fiiller haberleşmenin gizliliğini ihlal kapsamında TCK 132 kapsamında suç teşkil etmektedir.
Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 31.10.2000 tarihli kararında; “… Telefon konuşmasında yer alan sözler iki kişi arasında gizli kalması ve o kişilerin özel yaşam alanı ile ilgili bulunan sözler olduğu görülmektedir. Sözler bu içerikte olmasa dahi, bir kişinin telefonunun dinlenmesi veya dinlenen görüşmelerin yayınlanması, başlı başına özel yaşama ve hatta son derece gizli kalması gereken yaşamın gizliliğine saldırı teşkil eder. Kişi toplum tarafından tanınan bilinen bir kişi olsa dahi, özel yaşam hiçbir şekilde açıklanamaz. Hatta hiç kimsenin telefonu da dinlenemez” sonucuna varılmıştır.

Şu halde işçinin rızası dahi olsa,  CMK madde 135 vd uyarınca işveren tarafından işçilerin telefon görüşmelerinin kayda alınması veya dinlenmesinin genel hükümler çerçevesinde mümkün olmadığı kanaatindeyiz.

SONUÇ
İşveren iş ilişkisi kapsamında işyerini düzenini korumakla mükelleftir. Bu çerçevede işçinin fiil ve davranışları hakkında gerekli denetimleri yapabilir. Ancak bu denetimler işçinin “özel hayatı” ile “haberleşme hürriyetini” ihlal etmemelidir. Her ne kadar işyerinde kullanılan telefon, bilgisayar ve internetin mülkiyeti işverene ait olsa da, bu işçinin haberleşme hürriyetine ve özel hayatına keyfi şekilde müdahale etme anlamına gelmemelidir. Bilhassa işçinin bilgisayarında yapılacak içerek denetimlerinde, işçinin hazır bulunması sağlanmalı konu hakkında beyanı alınmalıdır. Aynı zamanda işverenlerin işyerindeki internet, bilgisayar ve telefon kullanıma dair yazılı düzenleme yapmaları ve bu düzenlemeden işçileri haberdar etmeleri hukuken faydalı olacaktır. İşçinin zımni ve/veya açık rızası olsa dahi telefon görüşmelerinin kayda alınması ve/veya dinlenmesinin mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde mümkün olmadığı kanaatindeyiz. Buna karşılık işçilerin de, mesai saatlerinde sadakat yükümlülüğünün bir gereği olarak haklı ve meşru sebepler haricinde özel amaçlarla işyerine ait bilgisayar, telefon ve internet kullanımı yapmamaları, bu konuda özenli bir şekilde hareket etmeleri gerektiğini düşünmekteyiz.
Faydalanılan Kaynaklar

1-    Tekergül Mehmet, İşyerine Elektronik Gözetim Uygulamaları, Yüksek Lisans Tezi, http://sites.khas.edu.tr/tez/MehmetTekergul_izinli.pdf 2-    Savaş Burcu, İş Hukukunda Siber Gözetim, Çalışma Toplum Dergisi, 2009/3, sf:97 vd, http://calismatoplum.org/sayi22/savas.pdf
3-    Ahmet Sevimli, İşçinin Özel Yaşamına Müdahalenin Sınırları, Legal yayınları, 2006 Basım, sf:96 vd

Alper YILMAZ
Avukat
alperytr@gmail.com
kaynak : www.alomaliye.com

İnternet erişimi bizde de toptan kapatılabilir

Bilişimin dünya devlerinden birinin Türkiye yöneticisi Twitter’da Ahmet Hakan, Cüneyt Özdemir ve bana soruyordu, ‘Mısır’da neler olduğunu takip eden var mı? İnternet dahil tüm iletişim kesildi deniyor’ diye…

Mısır’da neler olduğunun cevabı basit. Zamanı gelince Türkiye’de de yaşayacağımız şey oldu Mısır’da. Önceden sessiz sedasız hazırlanan, hazırlanırken kimsenin umurunda olmayan, medyanın ve aydınların görmezden geldiği sansür altyapısı düğmeye basılıp aktive edildi.

Cuma akşam saatlerinde biz bunları konuşurken yeni bir haber daha geldi. Kullanıcı kaynaklı haberde Suriye’nin de İnternet erişimini tamamen kapatmış olabileceği ya da kapatmaya hazırlandığı iddia ediliyordu. İlerleyen saatlerde Suriye’de böyle bir uygulama olmadığı (en azından şimdilik) anlaşıldı, haber düzeltildi. Ancak kuşkular dağılmadı tabii. Gerektiğinde Suriye’de de, Suudi Arabistan’da da, İran’da da, Türkiye’de de İnternet erişimi tamamen kapatılabilir.

Peki gerektiğinde İnternet’e erişimini tamamen engelleyebilecek bir altyapı kuran ülkelerin ortak noktası ne? Hepsinin Ortadoğu ülkesi olması mı? Hayır. Hepsinin ortak noktası İnternet’i dünyayla bütünleşmenin bir aracı olarak gören ülkeler değil, İnternet’i bir dış tehdit olarak gören zihniyete sahip ülkeler olması.

En az 15 yıldır yazıyorum. Türkiye’de İnternet’i sansürlemeye yönelik ciddi bir niyet ve sistematik bir çaba olduğuna, her seferinde sağlam örnekler vererek dikkat çekmeye çalışıyorum. Bu çaba Ak Parti iktidarları döneminde başlamadı. 1995′den bu yana tüm iktidarların ve derin devletin ortak arzusu.

İnternet erişiminde fiili tekel kurduran ve bu tekelin devamına göz yuman siyasi irade de bu zihniyetin, İnternet’i dünyayla bütünleşme aracı değil bir düşman olarak görme zihniyetinin sonucu. Asıl görevi telekomünikasyon sektöründe serbestleşmeyi, serbest rekabeti sağlayacak regülasyonları yapmak olması gereken Bilgi Teknolojileri Kurumu’na (BTK) regülatör cübbesi yerine sansürcübaşı kostümünün dikilmesi ve giydirilmesi de bu zihniyetin sonucu.

YouTube sansürünün bir hokkabazlık oyunuyla kaldırılmasına rağmen başımızın üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılmaya devam eden İnternet Yasası, sadece Ak Parti’nin değil bu yasaya muhalefet etmeyen, hatta çıkarken destekleyen tüm partilerin eseri.

Sahi, hani bu İnternet Yasası’na Cumhurbaşkanı, Başbakan, Ana Muhalefet Partisi Başkanı dahil herkes karşıydı, herkes değiştirilmesini istiyordu? N’oldu? Bütün mesele YouTube’un mu sansürlenmesiydi? YouTube sansürü el çabukluğu marifet kaldırıldı, milletin gözünü boyamaya yetti mi?

Evet yetti. Acı ama gerçek. Medyanın, köşe yazarlarının gözünü boyayıp maşa gibi kullanmaya bir göz boyama gösterisi yetiyor. Yoksa buzdağının ucu bile olmayan YouTube sansürü kalktı diye, İnternet sansürünün gündemden bir anda düşmesi, köşe yazarlarının artık bu ciddi konuda tek satır kalem oynatmaması başka neyle açıklanabilir?

Yasa orada duruyor beyler! Toptan İnternet sansürüne olanak veren fiili tekel karşınızda hanımlar! Sesinizi çıkarmanız için illa birinin düğmeye basıp ışıkları kapatması mı gerekiyor?

Kaynak: www.aksam.com.tr